Yeni kot çantamla karşınızdayım. Gri renkli kot kumaşla çalıştım. Gri renk biraz solgun kaldığı için rengarenk çiçekleri olan bir kumaşla canlılık katmak istedim.
Çantayı, büzülebilen torba şeklinde tasarladım. İplerin ucuna kalpler yaptım.
Dıştaki cebin üzerine kendi kumaşından ve kumaştaki renklere uygun düz kumaşlardan puf çiçekler yaptım.
İçi dışından daha mı cıvıl cıvıl oldu ne :)) Bazen öyle, bazen böyle de kullanılabilir, içli dışlı gibi. Kampanya sloganına benzedi : Bir al iki kullan !
Çok daha iyi ve huzurlu günlerde buluşmak dileği ile hoşça kalın.
10 Mayıs 2016 Salı
29 Nisan 2016 Cuma
BORNOZLU BEBEK
Bu bornozlu bebekleri internette, Brezilya kaynaklı sitelerde görmüştüm. Esprili oluşlarını ve pek alışık olmadığımız şekilde banyolarda aksesuar olarak kullanılmaları çok hoşuma gitmişti. Çok çeşitli örnekler biriktirdim ama hepsinin ortak özelliği, yüzlerinin çocuk çizmiş gibi çarpık çurpuk oluşlarıydı. Hatta bazıları ürkütücüydü.
Kendi tarzımda bebekler yapmaya karar verince, öncelikle yüzlerini düzgün ve güzel yapmaya kararlıydım. Epey deneme yanılma çalışması sonucunda önce bebeklerin kalıplarını çıkardım. Sonrası nispeten daha kolay geldi.
Bebekler birçok değişik şekilde oturtulabiliyor, ellerine tuvalet kağıdı, kulak çubuğu, sabun, pamuk, lif gibi malzemeler tutturulabiliyor.
Yalnız bu bebeklerin bir kusuru var; Yalnız başınayken gayet asil, terbiyeli ve hizmete hazırken başkasıyla bir araya geldiklerinde kafa kafaya verip sohbetin dedikodunun dibine vuruyorlar :)
İşte aynen böyle, ev yansa haberleri olmayacak, öyle dalmışlar. E bana da birer kahve yapıp götürmek kalıyor.
İşte hanım sultan hamamdan çıkmış, bornozuyla havlusuyla soluklanırken manzaralı yerine kurulmuş köpüklü kahvesini bekliyor.
Arkamı döndüğüm an fiskos başlıyor, kesin beni çekiştiriyorlar. Besle kargayı oysun gözünü, diye boşuna dememişler.
Kendi tarzımda bebekler yapmaya karar verince, öncelikle yüzlerini düzgün ve güzel yapmaya kararlıydım. Epey deneme yanılma çalışması sonucunda önce bebeklerin kalıplarını çıkardım. Sonrası nispeten daha kolay geldi.
Bebekler birçok değişik şekilde oturtulabiliyor, ellerine tuvalet kağıdı, kulak çubuğu, sabun, pamuk, lif gibi malzemeler tutturulabiliyor.
Yalnız bu bebeklerin bir kusuru var; Yalnız başınayken gayet asil, terbiyeli ve hizmete hazırken başkasıyla bir araya geldiklerinde kafa kafaya verip sohbetin dedikodunun dibine vuruyorlar :)
İşte aynen böyle, ev yansa haberleri olmayacak, öyle dalmışlar. E bana da birer kahve yapıp götürmek kalıyor.
İşte hanım sultan hamamdan çıkmış, bornozuyla havlusuyla soluklanırken manzaralı yerine kurulmuş köpüklü kahvesini bekliyor.
Arkamı döndüğüm an fiskos başlıyor, kesin beni çekiştiriyorlar. Besle kargayı oysun gözünü, diye boşuna dememişler.
21 Nisan 2016 Perşembe
EDİ - BÜDÜ YASTIKLARI
Bir süredir aksilikler yaşadım buralardan uzak kaldım. Çok şükür ki sağlık veya benzer bir sorun değildi. Tamamen teknik ve ona bağlı olarak gelişen bir durumdu. Ayrıntılara girip yazıyı uzatmak istemiyorum. Teknik sorunlar çözüldü çözülmesine ama ben epey soğumuştum blog yazmaktan.
Haberlerde içim sızlayarak dinlediklerim, şehrimizden kalkan şehit cenazeleri, yakınlarımızın ateşin içine gönderilen ciğerpareleri... Dün kara denenlerin bugün ak, ak denenlerin kara çıktığını görmek beni çok yordu.
E bir de instagram var ya, orada her şey çok daha çabuk oluyor ya, insanı fena etkiliyor. Taa ki, bugün sevgili Türkan hanımdan (Özgün tasarım bloğu sahibesi) bir mesaj alıncaya kadar; Neredesin Nowa, diyordu. Çok haklıydı, ben nerelerdeydim, artık toparlanma vakti gelmemiş miydi. Yokluğumu fark ettiği ve beni "kış uykusundan" uyandırdığı için ona minnettarım ve teşekkür ediyorum.
Bu arada boş durmadım, çeşitli tasarım ve uygulama işlerine devam ettim. İşte onlardan biri, bebek odası veya bebek yatağı için tasarladığım Edi - Büdü yastıkları :)
Büdü kızın saçlarını toplayıp kurdela taktım,
Edi oğlanın saçlarını kahkül taradım ve papyonla süsledim.
İkisi de güleryüzlü, şirin mi şirin oldular. Sahibi olacak bebiş de onlara bakıp bakıp gülümsesin diye.
Dilerim güzel ülkemde artık sadece güzel şeyler olsun, çocuklar babasız kalmasın ve hepsinin yüzü hep gülsün.
Haberlerde içim sızlayarak dinlediklerim, şehrimizden kalkan şehit cenazeleri, yakınlarımızın ateşin içine gönderilen ciğerpareleri... Dün kara denenlerin bugün ak, ak denenlerin kara çıktığını görmek beni çok yordu.
E bir de instagram var ya, orada her şey çok daha çabuk oluyor ya, insanı fena etkiliyor. Taa ki, bugün sevgili Türkan hanımdan (Özgün tasarım bloğu sahibesi) bir mesaj alıncaya kadar; Neredesin Nowa, diyordu. Çok haklıydı, ben nerelerdeydim, artık toparlanma vakti gelmemiş miydi. Yokluğumu fark ettiği ve beni "kış uykusundan" uyandırdığı için ona minnettarım ve teşekkür ediyorum.
Bu arada boş durmadım, çeşitli tasarım ve uygulama işlerine devam ettim. İşte onlardan biri, bebek odası veya bebek yatağı için tasarladığım Edi - Büdü yastıkları :)
Edi oğlanın saçlarını kahkül taradım ve papyonla süsledim.
İkisi de güleryüzlü, şirin mi şirin oldular. Sahibi olacak bebiş de onlara bakıp bakıp gülümsesin diye.
Dilerim güzel ülkemde artık sadece güzel şeyler olsun, çocuklar babasız kalmasın ve hepsinin yüzü hep gülsün.
26 Şubat 2016 Cuma
UÇAN KIZ
Yeni kot çantamla karşınızdayım. Bu sefer romantik bir rüya temasını çalıştım. Gelin size rüyamı anlatayım, "hayır olsun" demeyi unutmayın ama :)
Kendimi cennet gibi güzel bir yerde görüyorum. Yemyeşil çayırlarda nefis renklerde, mis gibi kokan çiçekler açmış. Dön dön bakıyorum, her taraf çiçek! Rastgele yürümeye başlıyorum. Epey gittikten sonra bir tepeye çıkıyorum. Tepenin ortasında bir ağaç var. Ama bu ağaç, bildiğimiz ağaçlardan çok farklı. Hiç yaprağı yok, her dalında yıkım yıkım çiçek açmış. Ve bütün çiçekler kalp şeklinde. Her bir çiçek, pembeden eflatuna kadar farklı tonlarda. Tepenin üstünde duruyorum, esen tatlı rüzgarı daha iyi hissetmek için kollarımı iki yanıma açıyorum ve gözlerimi kapatıyorum. Gözlerimi tekrar açtığımda bembeyaz pufuduk bulutlardan bir ip sarktığını görüyorum. O ipe tutunup, bulutlarla birlikte uçuyorum, uçuyorum. Rüzgar saçlarımı savuruyor, ben ayaklarımı boşlukta sevinçle çırpıyorum.
Ee, sizce bu rüyayı nasıl yorumlamak lazım ? Bir tarafın açıkta kalmış cevabını peşinen eliyorum arkadaşlar, ona göre :))
Buraya kadar yazımı okuyan herkese cennet gibi güzel bir ülkede huzurlu, mutlu, sevgi dolu bir yaşam diliyorum.
Kendimi cennet gibi güzel bir yerde görüyorum. Yemyeşil çayırlarda nefis renklerde, mis gibi kokan çiçekler açmış. Dön dön bakıyorum, her taraf çiçek! Rastgele yürümeye başlıyorum. Epey gittikten sonra bir tepeye çıkıyorum. Tepenin ortasında bir ağaç var. Ama bu ağaç, bildiğimiz ağaçlardan çok farklı. Hiç yaprağı yok, her dalında yıkım yıkım çiçek açmış. Ve bütün çiçekler kalp şeklinde. Her bir çiçek, pembeden eflatuna kadar farklı tonlarda. Tepenin üstünde duruyorum, esen tatlı rüzgarı daha iyi hissetmek için kollarımı iki yanıma açıyorum ve gözlerimi kapatıyorum. Gözlerimi tekrar açtığımda bembeyaz pufuduk bulutlardan bir ip sarktığını görüyorum. O ipe tutunup, bulutlarla birlikte uçuyorum, uçuyorum. Rüzgar saçlarımı savuruyor, ben ayaklarımı boşlukta sevinçle çırpıyorum.
Ee, sizce bu rüyayı nasıl yorumlamak lazım ? Bir tarafın açıkta kalmış cevabını peşinen eliyorum arkadaşlar, ona göre :))
Buraya kadar yazımı okuyan herkese cennet gibi güzel bir ülkede huzurlu, mutlu, sevgi dolu bir yaşam diliyorum.
16 Şubat 2016 Salı
BANYODA BİR GÜZEL !
Bizim banyoda yabancı bir hatun var, üstelik bornozlu !
Bu bornozlu bebekleri yabancı sitelerde görünce bayılmıştım. Benim de yapmam lazımdı :))
Epey uğraştım ama kalıplarını çıkardım. Bitirinceye kadar heyecan içindeydim, nasıl olacak, becerebilecek miyim diye. Nasıl olmuş mu, ne dersiniz ?
Biraz fettan mı oldu, ne...
Bu bornozlu bebekleri yabancı sitelerde görünce bayılmıştım. Benim de yapmam lazımdı :))
Epey uğraştım ama kalıplarını çıkardım. Bitirinceye kadar heyecan içindeydim, nasıl olacak, becerebilecek miyim diye. Nasıl olmuş mu, ne dersiniz ?
Biraz fettan mı oldu, ne...
14 Şubat 2016 Pazar
PEMBE RÜYA
Bugün 14 Şubat olunca ve başlık da Pembe rüya olunca aklınıza daha romantik şeyler gelmiş olabilir. Ama ben kot pantolondan uyarlama bir çanta ile karşınızdayım :) Çantam da romantik fırfırlarla süslü aslında, dahası pembe, astarı puantiye... kurtarır mı sizce?
Bu sefer keçe değil de, kurdelalar, fırfırlar, harçlar ve taşlar kullanmaya karar verdim. Kotun spor yapısıyla tezat oluşturup şaşırtıcı olsun istedim.Kot gri olduğu için pembelerle çok hoş uyum sağladı. Gri, pembe, beyaz ve biraz ışıltı.
Çanta daha şekilli görünsün diye dibini sertleştirecek malzeme kullandım. Çamaşır makinesinde yıkanmasına mani bir malzeme değil tabii.
Astar olarak siyah üzerine gri ve pembe puantiyeli kumaş kullandım. Bol bol cep yapmayı da ihmal etmedim. Kapatmak için mıknatıs ilave ettim.
6 Şubat 2016 Cumartesi
"BALIK GİBİ KISMETİN VAR"
Bu sözü duymayan yoktur, değil mi :)
Kahve bahane gönül sohbet ister, e arkadan da fincana şöyle bir bakmadan olmaz. Birbirimize iyi gelecek birkaç cümle söylenir, gülüşülür. Beş dakika sonra hiçbir şey hatırlanmasa da moraller yükselmiştir, yüzler güzel beklentilerle gülümsemektedir. İşte terapinin en güzeli, üstelik bedava :)
Balık kısmetse, ben de balık yapayım mutfağıma asayım, dedim. Çünkü dua, dilek, enerji...nasıl adlandırırsanız, ne çağırırsak o gelir.
Aklıma gelmişken, dualarınızda tam olarak ne istiyorsanız, gözünüzün önüne getirerek onu isteyin. Az isteyeyim de olsun hatasına da düşmeyin, Allah'ın gücü herşeye yeter. Dikkat ediyorum, topluca yapılan dualarda hep istemediklerimiz sıralanıyor: " Allah'ım sen bizi hastalıklardan koru, kaza-bela verme, yatırıp kapılara baktırma, düşmanlarımıza fırsat verme, kabir azabı verme, fakirliğe düşürme, kimselere muhtaç etme..." gibi. Tamam bunlar istemediklerimiz, ama gerçekte ne istiyoruz? İstemediklerimizi ağzımıza almamız, telaffuz etmemiz bile aslında onlara davetiye çıkarmak gibi.
Diyelim ki bir çorbacıya girdiniz ve garson siparişinizi almak üzere geldi. "Ezogelin verme, işkembe verme, domates verme, yayla verme..." diye sıralamaya başlasak, garson "Kardeşim, ne istiyorsan onu söyle." diye sinirlenmez mi? O yüzden doğrudan " Mercimek çorbası istiyorum." demekte fayda var.
Kısmetiniz çok, bereketiniz bol olsun !
Kahve bahane gönül sohbet ister, e arkadan da fincana şöyle bir bakmadan olmaz. Birbirimize iyi gelecek birkaç cümle söylenir, gülüşülür. Beş dakika sonra hiçbir şey hatırlanmasa da moraller yükselmiştir, yüzler güzel beklentilerle gülümsemektedir. İşte terapinin en güzeli, üstelik bedava :)
Balık kısmetse, ben de balık yapayım mutfağıma asayım, dedim. Çünkü dua, dilek, enerji...nasıl adlandırırsanız, ne çağırırsak o gelir.
Aklıma gelmişken, dualarınızda tam olarak ne istiyorsanız, gözünüzün önüne getirerek onu isteyin. Az isteyeyim de olsun hatasına da düşmeyin, Allah'ın gücü herşeye yeter. Dikkat ediyorum, topluca yapılan dualarda hep istemediklerimiz sıralanıyor: " Allah'ım sen bizi hastalıklardan koru, kaza-bela verme, yatırıp kapılara baktırma, düşmanlarımıza fırsat verme, kabir azabı verme, fakirliğe düşürme, kimselere muhtaç etme..." gibi. Tamam bunlar istemediklerimiz, ama gerçekte ne istiyoruz? İstemediklerimizi ağzımıza almamız, telaffuz etmemiz bile aslında onlara davetiye çıkarmak gibi.
Diyelim ki bir çorbacıya girdiniz ve garson siparişinizi almak üzere geldi. "Ezogelin verme, işkembe verme, domates verme, yayla verme..." diye sıralamaya başlasak, garson "Kardeşim, ne istiyorsan onu söyle." diye sinirlenmez mi? O yüzden doğrudan " Mercimek çorbası istiyorum." demekte fayda var.
25 Ocak 2016 Pazartesi
KÖYÜM KENTİM - KOT ÇANTA
Bu kot çantayı şimdi yayınlıyorum ama, çoktan yeni sahibini buldu bile. Dilerim mutlulukla, zevkle, güle güle kullanılsın. Ben çok severek yaptım, umarım öyle de kullanılır.
Bugüne kadar yaptığım bütün kot çantalar birbirinden çok farklılar.Modellerine nasıl karar veriyorum, derseniz; Kot pantolonu kestikten sonra evire çevire inceliyorum sonra da çalışma odamda göz önünde bir yere koyuyorum.
Yavaş yavaş, gelip geçtikçe, bakıştıkça o bana ne olmak istediğini söylüyor :) Desenler çizip kafamda oluşturmaya başlıyorum. Kullanacağım keçe renklerini, kumaşı seçiyorum.
Ve tamamen elimde işlemeye başlıyorum. Aplike işi gibi çalışıyorum.
Bu çantanın bir tarafında doğa içindeki köyü, diğer tarafında betonlaşmış kenti tasvir ettim. Aradaki tezatı göstermek istedim, neyi terk edip, daha doğrusu kaybedip yerine ne koyduğumuzu.
Çantanın hangi tarafını önde tutacağımız, o günkü ruh halimize veya isteğimize göre seçilebilir.
Astar ve kemeri çok beğendiğim kelebek desenli pamuklu kumaştan diktim.
Çantalarda bolca cep ve bölme olması gerektiğini düşünüyorum. Astarı da bu anlayışla diktim. Dört tane dış cep var zaten.
Çantanın saplarını ve sertleştirilmiş tabanını kendi kumaşından diktim, kapamak için mıknatıs kullandım.
Gribin kol gezdiği bu soğuk kış günlerinde kendinize çok dikkat edin, sağlıcakla kalın.
Bugüne kadar yaptığım bütün kot çantalar birbirinden çok farklılar.Modellerine nasıl karar veriyorum, derseniz; Kot pantolonu kestikten sonra evire çevire inceliyorum sonra da çalışma odamda göz önünde bir yere koyuyorum.
Yavaş yavaş, gelip geçtikçe, bakıştıkça o bana ne olmak istediğini söylüyor :) Desenler çizip kafamda oluşturmaya başlıyorum. Kullanacağım keçe renklerini, kumaşı seçiyorum.
Ve tamamen elimde işlemeye başlıyorum. Aplike işi gibi çalışıyorum.
Bu çantanın bir tarafında doğa içindeki köyü, diğer tarafında betonlaşmış kenti tasvir ettim. Aradaki tezatı göstermek istedim, neyi terk edip, daha doğrusu kaybedip yerine ne koyduğumuzu.
Çantanın hangi tarafını önde tutacağımız, o günkü ruh halimize veya isteğimize göre seçilebilir.
Astar ve kemeri çok beğendiğim kelebek desenli pamuklu kumaştan diktim.
Çantalarda bolca cep ve bölme olması gerektiğini düşünüyorum. Astarı da bu anlayışla diktim. Dört tane dış cep var zaten.
Çantanın saplarını ve sertleştirilmiş tabanını kendi kumaşından diktim, kapamak için mıknatıs kullandım.
Gribin kol gezdiği bu soğuk kış günlerinde kendinize çok dikkat edin, sağlıcakla kalın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)