23 Mayıs 2013 Perşembe

YABANCI GÖZÜYLE ESKİŞEHİR ( Müzeler ve Parklar )



Mila ile 4. günümüz; 

Dün yiyecek içecek konularından gittik ya sabah kahvaltısında da  devam ettik. Mila benden yeni yemek, pasta, börek   tarifleri istedi . Tarif defterimi açtım, aklına yatan veya tavsiye ettiğim tarifleri itinayla yazdı. 

Sonra Skype' tan İsviçre'de masterini bitirdikten sonra staj yapan kızıyla görüştü. Baktım büyük hararetle konuşuyorlar. Meğer kızı yıllardır lisanslı basketbolcuymuş ve birkaç yıl önce uluslararası bir turnuva için İzmir' de bulunmuş. Şimdi de okulunu bitirince birkaç farklı ülkeden şirketlere iş için başvurmuş. Aralarında Türk şirketleri de varmış ve Mila, kızının Türkiye'ye yerleşip çalışmasına ısrarla karşı çıkıyormuş. Ama şimdi gelip kendi gözleriyle görünce yanıldığını anlamış ve fikrini değiştirmiş.  Kızına büyük hararetle buranın nekadar gelişmiş ve modern bir yer olduğunu, insanların birbirine ne kadar hoş görülü davrandığını...art arda sıralıyordu. "Artık seni destekliyorum, buraya gelmen için ne gerekiyorsa yap." diyordu.

Sonra hazırlandık ve evden çıktık. Tramvayla 2Eylül caddesinden, Reşadiye Camisi yanından geçtik ve Stadyum durağında indik. Bugün Arkeoloji müzesini geziyoruz. İtiraf etmem gerekiyorsa, bunca yıllık Eskişehir' liyim ve ilk defa burayı ziyaret edecektim. Durup dururken de müzeye gidilmiyor ki, kısmet bugüneymiş.
Anadolu' nun birçok yeri gibi buradaki yerleşimler de M.Ö. 14. yüzyıldan itibaren biliniyor. Hititler, Frigler, Lidyalılar, Persler, Romalılar, Selçuklular, Osmanlılar ve bizler... Kimler gelmiş, kimler geçmiş....

Her dönemin arkeolojik buluntuları çok hoş va anlaşılır bir mizansen içinde anlatılmış. Müzede bazı interaktif  anlatım  sistemleri de kullanılmış. Mesela bu eski zaman iki tekerlekli arabasına binince sanal atın dizginlerini kullanarak bir antik şehirde dolaşabiliyorsunuz. Zemin kattaki fotoğraf sergisini de tamamlayınca karnımız acıkmıştı bile.
Mila, ülkesinde döner dükkanları olduğunu hatta oğlunun çok sevdiğini söylemişti. Sadece dürüm şeklinde satılıyormuş. Bugün şöyle yoğurtlu tereyağlı iskender kebaplarımızı yedik. "Döner" adının nereden geldiğini öğrenmek ve gerçeğini yemekten çok  memnundu elbette.  Yemek sonrası çaylarımızı içtik, çiçeklerle bezenmiş püfür püfür bahçede uzun uzun sohbet ettik.                          

Sonra Atatürk Bulvarında yürüyüşe geçtik. Bu semt Eskişehir'in en modern yapılarının, en geniş yollarının, yaya ve bisikletliler için düzenlenmiş kaldırımlarının bulunduğu yerdir. Üstelik her taraf çok bakımlı bahçelerle bezenmiş.

Mila her tabelayı sesle okuyordu, ne demek olduğunu soruyordu. Artık bazı şeyleri öğrenmeye başladı. "Teşekkür ederim " demesi zor geldiği için "Sağ ol " demesini öğrettim. Bir de her tanıdığım "Hoş geldin " dediği için, "Hoş bulduk" demesini öğrendi.

Artık eve gidip dinlenmeyi düşünürken, apartmandan komşum aradı neredesiniz, diye. "Misafirini Sazova ve Şelale Parklarına götürememişsindir, hadi gelin de birlikte gidelim." dedi.     

Bu iki park şehrin biraz dışında, arabasız gitmek zahmetli oluyor. Sağ olsunlar, eve döndüğümüzde kapıda bekliyorlardı. İki ayrı komşum, eşleri  ve çocuklarıyla iki araba olarak yola çıktık. 

Eski gerçek uçakların sergilendiği Havacılık Müzesinin yanından geçtik ve Sazova Bilim Sanat ve Kültür Parkına vardık.   
Çok geniş bir arazi üzerinde gölet, Disneyland'ı andıran şato, korsan gemisi, çocuklara yönelik uzay bilimleri deney merkezi, yarı açık konser salonu, amfitiyatro, ulaşımda kullanılan tren, kafe, restoran ve çok sayıda çocuk oyun alanları var.
Masal şatosu kulelerinin esin kaynakları ise şöyle :



Çan kulesi- Diyarbakır, Adalet kulesi- Topkapı Sarayı, Ulu kule- Mardin, Burgulu kule- Amasya, Galata kulesi- İstanbul, Yivli kule- Antalya, Kız kulesi- İstanbul, Sindrella kulesi- İstanbul.

Özellikle Ramazan ayında buradaki konser salonunda her akşam halka açık konserler ve eğlenceler düzenleniyor.

 
Tekrar arabalara atladık ve bütün Eskişehir'i tepeden gören Şelale parka gittik. 
Bir bakıma Mila'nın Eskişehir'e vedasıydı bu. Yarın İstanbul' a yolculuk var.





Arkası yarın...

















12 yorum:

  1. Hakikatten tam bir Eskişehir' gezisi olmuş sizinkisi. Ne kadar Hoş, bu güzel gezinin İstanbul ayağını da çok merak ediyorum doğrusu;) merakla ve heyecanla:))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bahaneyle gitmediğim yerlere de gitmiş oldum. Benzer durum İstanbul için de geçerli, yaklaşık 30 yıldır gitmediğim yerleri tekrar gördüm.

      Merak ve heyecan için teşekkürler :)

      Sil
  2. Eskişehir'den, hele son yazıları da Eskişehir'i anlatan bir blogcu bulunca ne kadar sevindim anlatamam..Çok özlemişim doğup büyüdüğüm şehri, resimleri görünce burnumda tüttü..Bizde Vişnelik Camine yakın bahçeli çok güzel bir evde otururduk..Ailedeki herkes bir tarafa dağılınca, o güzelim evimizin yerine şimdi apartman yapılıyor..En son 1,5 yıl önce evi toplamak için gitmiştik Eskşehir'e ama en kısa zamanda tekrar gelmek istiyorum..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben de bir Eskişehir'liye ulaşabildiğim için çok sevindim.

      Benim çocukluğum Kırmızı Toprak Mahallesinde geçti, Vişneliğin eski zaman hallerini çok iyi bilirim. Oradaki bahçeli evleri de çok severdim. Maalesef her şey gibi onlar da zamanın çarklarına kapılıp gidiyorlar.

      Doğduğumuz yer değil, doyduğumuz yer diyerek herkes kısmetinin peşinden gidiyor. Ben de farklı şehirlerde ve en son İstanbul'da çalışıp emekli olduktan sonra Eskişehir'e dönüp yerleştim. Ama çocuklarım dışarıda.

      Sevgilerimle

      Sil
  3. bu gezi macerasını da beğendim arkası yarın kısmını bekliyom :)
    sevgiler Mila'ya ve sana :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok sağ ol Filiz'ciğim, sana da kucak dolusu sevgiler.

      Sil
  4. Anadolu'yu kazanınca ben de bu sene geldim eskişehire. Eylülden beri buradayım ama okulum yoğun olduğu için gezemedim şelaleparkı da sazovayı da. Bölümü sevmeyince bırakma kararı aldım, önümüzdeki haftalarda taşınacağım. Büyük ihtimal buraları gezemeden gideceğim eskişehirden :(

    Takipteyim ;) Ben de beklerim!! :)
    smektepli.blogspot.com

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldin,

      Umarım istediğin bölümü kazanır ve okursun.

      Sil
  5. Nowa Hanım valla kültür elçisi gibisiniz:)))
    ne güzel yerleri gezip tanıtmışsınız harika görüntüler, harika bir post olmuş.
    Ben de Handan gibi bir de İstanbul ayağını merak etmekteyim bu gezinin:)
    sevgiler

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sağ ol Melis'çiğim :))

      Bir yabancıyla gezmenin nasıl bir şey olduğunu, birilerinin belki de okumak isteyebileceğini düşündüm. Benim de her zaman yaptığım bir şey olmadığından herhalde :)

      Sevgilerimle

      Sil
  6. 15 tatide eskişehire geldim ilk gelişimdi. çok beğendim insanın eskişehirden hiç bıkmaz harika yerler var. eskişehiri böyle anlattınız istanbul nasıl anlatacaksınız çok merak ediyorum takipteyim

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Eskişehir'i ve yazılarımı beğendiğinize, en çok da bu düşüncelerenizi, vakit ayırıp ifade ettiğinize çok sevindim. Çok teşekkürler.

      Sil

İçinizden nasıl geliyorsa.