3 Nisan 2014 Perşembe

YENİ TÜL VE DEVAMINDA YAPTIKLARIM

Merhaba !
Uzunca bir süre yayın yapma fırsatım olmadı, hatta bloglara bile bakamadım. Önce İzmir'e gittik, yaklaşık iki hafta oradaki işlerle ilgilendim. Eskişehir'e döndük, bu sefer çocuklar geldi, evimiz şenlendi. Ama herkes tekrar evine, işine döndü. 
Uzakta da olsalar sağlıklı ve mutlu olsunlar, iyi haberlerini alalım. Er ya da geç kuşlar yuvadan uçuyor.
 








Bu  arada kim neler yapmış çok merak ediyorum. Yazımı tamamlayınca bloglar arasında uzun bir tura çıkmayı düşünüyorum. 

Gelelim bugünkü yayınıma; Bir süre önce oturma odasının tülünü yeniledim. Genellikle pencere önündeki koltuklarda oturuyorum. Oturduğum yerden biraz da olsa gökyüzünü, güneşi görmek bana iyi geliyor. Bu nedenle kruvaze modeli seçtim. İstediğim gibi açıp kapatabiliyorum. Gerekirse tamamen kapatıp uzun düz tül olabiliyor.




Mağazada tülü seçtim, ölçülere göre kesme aşamasına gelince topun sonuna yaklaşık bir metre tül kaldığını gördük. Alsam mı almasam mı derken, çok uygun bir farkla eve getirdim. 
Birkaç şekilde kullanmayı düşündüğüm bu örtüyü diktim.











Kırlentlere böyle küçük dokunuşlar yaptım.Çok basit, uzun şeritler halinde tırtıklı makasla kestiğim tülü bir kenarından büzdürerek diktim. Yeni bir fikir buluncaya  kadar böyle kullanırım.

Bir parça daha kaldı, onunla başka bir şey deneyeceğim.

20 Mart 2014 Perşembe

İZMİR GÜNLERİM

Bu aralar İzmir'deyim. Havalar tam bana göre, ne çok soğuk ne çok sıcak. Deniz kenarında uzun yürüyüşler yapıyorum. Usul usul gezinenler, ciddi ciddi koşanlar, köpeklerini gezdirenler, banklarda oturanlar, balık tutanlar, bisiklet binenler, selfie çeken kızlar...

Hele bir tane balıkçı vardı, beni hayretler içinde bıraktı. Hemen hepsi oltanın başında saatlerce bekleyip güç bela 1-2 balık yakalarken, bu 1 dakika içinde 2 tane 30-40 cm lik balık yakaladı. Üstelik oltasında yem falan da yoktu. Adeta denizi kokluyor veya sudaki hareketleri mi gözlüyordu bilmiyorum ama oltayı uzaklara fırlatmasıyla balıkla birlikte çekmesi bir oluyordu. Her işin ustası var elbet...

Göztepe, Küçükyalı semtinde eskiden kalabilmiş, yıllara direnmeye çalışan taş evler var. Bazıları nispeten sağlam kalabilmiş, bazıları ise sadece birkaç dış duvarı ile direnmeye çalışıyorlar.
Biliyor musunuz ki, binalar içinde yaşayan insanlarla ayakta duruyorlar. İçinde yaşam olmayan binalar, ne kadar sağlam inşaa edilmiş olsalar da eskimeye ve yıkılmaya mahkümdurlar.
Restore edilen, okul veya konut olarak kullanılan binalar da var.
Ne kadar özgün ve karakteristikler, değil mi. Keşke daha çok eski bina layıkıyla korunabilmiş olsaydı.
İzmir'in imbatıyla hepinize selam ve sevgiler gönderiyorum.


7 Mart 2014 Cuma

TENEKE KUTULAR SINIF ATLADI



Elimde birkaç tane masa muşambası parçası vardı. Bunlardan ne yapabilirim diye düşündüm ve kapaklı konserve kutularını kaplamaya karar verdim. 
Biliyorsunuz, boyayıp dekupaj yapılan çok güzel çalışmalar var. Yapışkanlı kağıtla, kumaşla oluyorsa muşambayla neden olmasın, değil mi.
Kutuların yeni "elbiselerini" ölçüsüne göre kesip yapıştırdım. Kumaştan pufuduk çiçekler, tülden bahar çiçekleri hazırladım, dantel ve kurdela ile süsledim.
Mutfakta kuru bakliyat için, hobi malzemeleri koymak için, çocukların küçük oyuncakları için kullanılabilir. Hatta kendi yaptığımız kurabiyeleri hediye götürürken böyle kutularla sunabiliriz.
Konserve kutusu deyip geçmeyin, onların da şanslısı - şanssızı var. İyilik ve sevgiyle kalın.

Nowa dükkan için tık tık...

2 Mart 2014 Pazar

TİYATRODAKİ "MÜNASEBETSİZ"

Geçen akşam tiyatroya gittik. Eskişehir 
Şehir Tiyatrolarının " Açık aile " oyununa.
Şansımıza yerimiz iyiydi, önden 3. sıranın ortalarındaydık. 
Çok geçmeden ışıklar karardı, müzik sesi yükseldi ve bordo kadife perde açıldı.

Sahnede bir evin oturma odası vardı.
Karı - koca kavga etmişler, kadın kendini banyoya kilitlemiş, adam kapıyı yumrukluyor. Önce kızgınlıkla, sonra tedirginlikle ve giderek artan endişeyle...
Önümdeki koltukta oturan kadın hafif sesle güldü. "Herhalde benzer bir anısı var." diye aklımdan geçirdim.

Adam sahnede telaşla bağrıp çağırmaya devam ederken önümdeki kadın bu sefer pufkurarak gülmeye başladı. "Ay sinirlerim bozuldu."diyor ve kahkahaların arkası kesilmiyordu. "Ne münasebetsiz insanlar var!" dedim içimden. 
İş bu kadarla kalsa iyi, kadın artık ayağa kalkmış sahnedeki oyuncuya laf atıyordu. "Eyvah, kadın delinin teki çıktı. Birileri bunu dışarı çıkarsa." diye artık iyiden iyiye tedirgindim. "Etrafına da zarar verir mi?" diye aklımdan geçerken sağında ve solunda oturanlara gözüm kaydı. İkisi de iki ayrı yana yatmışlar ve iyice ufalmışlardı sanki.
Tam bu sırada, onların bu hali kadının da dikkatini çekti. Bir an durakladı, önce birine, sonra öbürüne döndü ve "Oyuncuyum ben, korkmayın! Ah yazık, bu ikisinin ödü koptu." dedi. Sonra da Himen edası ve"Işık!" nidasıyla tam üzerinde bir spot ışığı yandı. Ohhhh, çok şükür deli filan değilmiş...
Meğer elinde biletiyle aramızda oturan, oyunun başrol oyuncularından biriymiş.  Son yıllarda piyesler sahnelenirken çeşitli interaktif yöntemler kullanılmasına defalarca şahit oldum ama yine de boş bulunmaktan kurtulamadım işte. Böylece yüksek doz peşin adrenalinle başlayan oyunda tempo hiç düşmedi.
Haller Gençlik Merkezi - Eskişehir

25 Şubat 2014 Salı

KARİKATÜR TEMALI KAĞIT KAPI SÜSÜ


Kağıt çalışmaları apayrı ve zevkli bir elişi. İnsan, her türlü kağıda farklı gözle bakmaya başlıyor. Eskiden gazete, kitap, paket kağıdı, ambalaj olarak gördüklerim şimdi işlenmeyi bekleyen harika malzemeler olarak görünüyor gözüme. Üzerlerine basılan yazı, nota, harita, şekil, renk ve kalınlıklarına göre sınıflandırıyorum ve neler yapabileceğimi planlıyorum. 
Biliyorsunuz kağıt, ağaçlardan üretilmektedir. Ne kadar az kağıt kullanır ve geri dönüşümle tekrar kullanabilirsek o kadar ağaç kurtarmış oluruz. Ağaç ise temiz hava, yağmur, bereket, dört mevsim demektir.
Kapı süsleri yapmak için çok çeşitli teknikler uygulanabilmektedir. Burada gördüğünüz teknikle yaptığım ve daha önce yayınladıklarıma aşağıdaki linklerden bakabilirsiniz.

Harita temalı  ,   Kırmızılı,    Yeşilli,    Gözler temalı

Nasıl yapıldığını soranlar oldu. Ayrı ayrı anlatmak yerine, merak eden herkes için bu yayını hazırladım. Umarım faydalı olur.
Gerekli malzemeler: Karton veya mukavva, seçtiğiniz kağıt, makas, yapıştırıcı, kurdela ve istediğiniz başka malzemeler.
Kareler halinde kestiğim kağıtları külah yaptım ve yapıştırdım.
Kartonun üstüne yapıştırmaya başladım.
Bu şekilde istediğim kadar külah ilave etmeye devam ettim.
Kurdela, düğme ve nazar boncuğu ile tamamlayıp süsledim.
Arka yüze seçtiğim bir fotoğraf yapıştırdım ve işte bitti.

19 Şubat 2014 Çarşamba

BUĞDAY SALATASI



MALZEMELER :
1 Su bardağı buğday veya bulgur
3- 4 Ad. havuç
1,5 - 2 Su bardağı sarımsaklı yoğurt
Yarım su bardağı dövülmüş ceviz
2-3 Çorba kaşığı mayonez
Tuz
Nane, maydanoz, fesleğen gibi yeşillikler

YAPILIŞI :
Buğday kullanacaksak, bir gün önceden suda beklettikten sonra haşlanır. Bulgur kullanacaksak 1,5 bardak sıcak su ile yumuşatılır.
Havuçlar rendenin iri tarafı ile rendelenir ve tavada çok az zeytin yağı ile biraz kavrulur.
Yeşillikler ince doğranır ve bütün malzemeler büyük bir kapta karıştırılır. 

Hem doyurucu hem de sağlıklı bir salata.


 

14 Şubat 2014 Cuma

BİRAZ DİKKAT LÜTFEN !


Değerli blog arkadaşlarım ve bu yazıyı okuyacaklar ;
Epeydir dikkatimi çeken ve rahatsız olduğum bir konuda yazmak istiyorum bu sefer. Birçok blog yazılarında yazım hataları yapıldığını görüyorum. Hata yapılabilir elbette, bu çok normal ama yanlış yazımın giderek yaygınlaştığını ve neredeyse normal kabul edilmeye başlandığını görüyorum.

"Öylesine yazıyorum, ne önemi var ki." diyebilirsiniz. Ancak bir yazıdan, o yazıyı yazan hakkında epey fikir sahibi olunduğunu göz ardı etmeyin. Yazıyı yazanın eğitim durumu ve bilgi düzeyinden  tutun, yazıyı yazarkenki ruh durumu, okuyucularına olan saygısı ve bazı karakter özelliklerine kadar. Bozuk bir imla ile yazılmış yazılar güven sorunu oluşturur, yazara ve bloga bakışı olumsuz yönde etkiler. 

İşin bir diğer boyutu ise şu ; Yabancı okuyucular blogunuzu takip etmek istediğinde Google Translate vb araçları kullanıyorlar. Yazılarınız düzgün Türkçe ile yazıldıysa çevirisi de anlaşılır oluyor. Aksi durumda yazılarınız anlaşılamıyor ve takip etmekten vazgeçiyorlar. 

En sık yapılan hataları, Türk Dil Kurumu sitesinden alıntı yaparak aşağıya taşıdım :


    Bulunma Durumu Eki -da / -de / -ta / -te’nin Yazılışı
Bulunma durumu eki getirildiği kelimeye bitişik yazılır: devede kulak, yolda  kalmak, ayakta durmak, işte  çalışmak vb.
Yurtta sulh, cihanda sulh. (Atatürk)
Bağlaç Olan da / de’nin Yazılışı
Bağlaç olan da / de ayrı yazılır ve kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak büyük ünlü uyumuna uyar: Kızı da geldi gelini de. Durumu oğluna da bildirdi. Sen de mi kardeşim? Güç de olsa. Konuşur da konuşur.
UYARI: Ayrı yazılan da / de hiçbir zaman ta / te biçiminde yazılmaz: Gidip de gelmemek var, gelip de görmemek var (Gidip te gelmemek var, gelip te görmemek var değil)
UYARI: Ya sözüyle birlikte kullanılan da ayrı yazılır: ya da
UYARI: Da / de bağlacını kendisinden önceki kelimeden kesme ile ayırmak yanlıştır: Ayşe de geldi (Ayşe’de geldi değil). Kitabın kapağına da dikkat et (Kitabın kapağına’da dikkat et değil).

Bağlaç Olan ki’nin Yazılışı
Bağlaç olan ki ayrı yazılır: bilmem ki, demek ki, kaldı ki vb.
Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil, şuurla işlen­sin. (Atatürk)
Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer.
Birkaç örnekte ki bağlacı kalıplaşmış olduğu için bitişik yazılır: belki, çünkü, hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki. Bu örnekler­den çünkü sözünde ek aynı zamanda küçük ünlü uyumuna uymuştur.
Şüphe ve pekiştirme göreviyle kullanılan ki sözü de ayrı yazılır: Ders bitti, zil çaldı mı ki? Seni öyle göreceğim geldi ki.
(Bağlaç olmayan "ki" kelimeye bitişik yazılır : Benimki, Öğretmeninki, Teyzeminki. )

Soru Eki mı / mi / mu / mü’nün Yazılışı
Bu ek gelenekleşmiş olarak ayrı yazılır ve kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak ünlü uyumla­rına uyar: Kaldı mı? Sen de mi geldin? Olur mu? İnsanlık öldü mü?
Soru ekinden sonra gelen ekler, bu eke bitişik olarak yazılır: Verecek misin? Okuyor muyuz? Çocuk muyum? Gelecek miydi? Güler misin, ağlar mısın?
Bu ek sorudan başka görevlerde kullanıldığında da ayrı yazılır: Güzel mi güzel! Yağmur yağdı mı dışarı çıkamayız.


NOT : Fotoğrafın konuyla bir ilgisi yok, sayfada hoş bir görsel bulunsun istedim sadece.
 

11 Şubat 2014 Salı

YENİ AMERİKAN SERVİS TAKIMI

Sabah kalkınca masmavi, pırıl pırıl bir
gökyüzü görmek,  gözümün  gönlümün açılmasına yetiyor. Günümün güzel
geçeceğini düşünüp işlerime girişiyorum.

Bu gök mavisi şirin bulutlarla bezenmiş  kahvaltı sofrasının da morallere iyi geleceğini düşünüyorum. 

Ekmekliği ve bardak altlıklarıyla takım tamamlandı ve dünyalar güzeli bir genç kızın çeyizindeki yerini aldı. Neşe ve mutlulukla dolu günlerin başlangıcında
kullansın, yüzünde gülümseme hiç eksik olmasın !
  










Diğer amerikan servis modellerime bakmak isterseniz buradan buyurun...










3 Şubat 2014 Pazartesi

HARİTA TEMALI KAPI SÜSÜ

Zevkli çalışmalar ve mutlu eden başarılarla 
dolu bir hafta diliyorum !

Kağıt çalışmalarımdan birini daha 
sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu sefer haki 
yeşil renkli bir harita kullandım. 
Fotoğraflarda daha çok gri gibi 
görünse de yeşil o yeşil ... Ayrıca şeffaf kurdela ve biraz simli kordon kullandım. 
Bu kağıt çalışmaları çok zevkli, tavsiye ederim. 

Ve beni en mutlu eden tarafı, ailesini buldu. Şİmdi  kapıya gelen misafirleri ilk önce o karşılıyor. Misafirler haritayı incelemeye, kıvrımları takip etmeye çalışırken kapı açılıveriyor.